Buradasınız

Davulcu Halil Ağa

FRANSIZ İŞGALİNİ SIFIRA İNDİREN DAVULCU HALİL AĞA

Bazı devletlerin teşvikiyle 'Büyük Errmenistan" idealini yaşayan Ermeniler, Maraş'ın İngilizler tarafından işgalinde, umduklarını bulamamışlar ve bütün ümitlerini Fransız işgaline bağlamışlardı.

Maraş ve bölgenin işgali el değiştiriyor ve Fransız işgali kesinleşiyordu. Ermenilerde taze ümitler belirmiş, aşırı derecede seviniyorlar, şımarıyorlardı. Şımarıklıkları Türkleri rencide edecek derecelere varıyordu. Çocuk-büyük, kız kadın bütün Ermeniler Fransız işgalini coşku ile karşılamağa hazırlanıyorlardı.

Bu hengâmede, 10-15 aileden ibaret olan Yahudi topluluğu ile Abdal aşiretinin hangi tarafı tuttukları belli değildi, Fransız işgal kuvvetlerinin Maraş'a gireceği gün kesinleşti. Ermenilerin en zengini ve hatırı sayılan en nüfuzlusu eskisi Maraş Mebusu (Milletvekili) Ermeni eşrafından Agop Ağa, Abdal aşiretinin Boybeyi ve en usta davulcusu Abdal Halil Ağa'ya (Halla) gelmesi için haber saldı. Halil Ağa gelince ona;

-Etba'ını toplu gel. Ordusunun başında gelen büyük Fransız k u m a n d a n ı n ı karşılamağa gideceğiz, dedi Agop Aga.

Öteden beri Hırlakyan Agop Ağanın emrine amade olan ve onu eğlendirmek için kırk takla atarak davul çalan Abdal Halil Ağa bu defa:

- Olmaz, gelemem, dedi.

Beklemediği bu red cevabı karşısında Agop Ağa:

- Kasnağını altunla dolduracağım gelirsen, dedi.

Uzun sakalını avucu içinde tutan Davulcu Halil Ağa:

- Belli, bilirim. Hemi de doldurursun. Davulumu değil, evimi bile altınlarınla doldurursun, dedi. Amma bu din bahsi... Bir çomak bile vuramam, cevabını verdi.

Abdal Halil Ağanın bu davranışı hemen şehirde duyuldu. Türkler onun mertlik ifadesi olan bu jestini çok beğendiler. Aynı günün akşamı... Evi aynı mahallede bulunan ve Hırlakyanların konağından rahatça görülebilen Şişman Hacı Ahmet Ağanın toprak damı üzerinde kütükler kayıldı (çatıldı), ateş yakıldı. Gecenin karanlığında yükselerek etrafı aydınlatan kızıl alevlerin etrafında halaylar çekildi, oyunlar oynandı. Örnek yiğit Halil Ağa'nın, davulu delercesine vurduğu çomağın çıkardığı davul sesleri bütün geceyi yankılandırdı. Etraftaki Türkler evlerinin damlarına çıkarak davul-zurna seslerine alkış tutuyor, Ermeniler ve Fransızlar o tarafa bakmağa hile cesaret edemiyorlardı. Bu suretle Türklerde maneviyat ve moral yükselirken, yiğit Halil Ağanın gümbür gümbür çaldığı davul seslerine karışan çetelerin na'raları düşmana gözdağı veriyor, onları korkutup sindiriyordu. Arada bir mertçe erkekçe haykırmalar geceyi yırtıyor, Hırlakyanlara ve işgal kuvvetlerine hakaretler yağdırıyordu

Agob Ağa hırslanmış, dişlerini gıcırtıyordu. Dudakları titreyerek konuşamayan ve sapsarı kesilmiş olan mama'sına (eşine): O şişman oğlunun alacağı olsun, Zamanı gelince, halay çektikleri evinin damı Fransız topçu ateşlerine hedef olacaktır. Korkmayın, hem de o günler çok uzak değil... Şişmanoğlu'nun damına top mermileri yağacaktır O abdalın ihtiyarı da yalvaracak, elime ayağıma kapanacaktır, diyerek horantası fertlerine moral vermeğe çalışıyordu.

İşte Maraş'ta Fransız İşgali böylece başladığı gün bitmiş oluyor, silahsız soğuk (psikolojik) harbi "Bu din bahsi, bir çomak bile vuramam" cevabıyla Davulcu Abdal Halil Ağa başlatmış bulunuyordu, Bu soğuk harp, kahraman Sütçü imamın Uzunoluk kahramanlığı ile kendini göstererek daha 24 saat geçmeden belirli bir hüviyet kazandı. Pazarcıkta kurduğu karargâhından işgal kumandanına ulaştırdığı bomba gibi patlayan "Gelirsem kendileri yerle yeksan ederim" ve benzeri ültimatomlanyla Gazi'nin dört süvarisinden biri olan Kılınç Ali Bey silahsız soğuk harbi sürdürüyordu. Silahsız bu soğuk harp, "Bayrak olayı" ile doruk noktasına yükseldi. Bu soğuk harpte Ulucami'den yükselen " Cuma namazı hür olan insanlara farzdır. Hürriyetin alameti ise bayraktır. O halde bayraksız cuma kılınmaz " sözleri silahlı sıcak harbin toplarından, tüfeklerinden daha etkili oldu Cemaat, ölüm kusmağa hazır çelik namluların önünde kale burçlarına tırmandı, şanlı Türk bayrağını gönderine çektikten sonra gölgesinde cuma namazını eda etti. İşte böyle...

Fransız işgali, başladığı gün (30 Ekim 1919) bitmiş, soğuk harp Davulcu Abdal Halil Ağanın nüfuzlu Ermeni büyüğü Hırlakyan Agob Ağa'yı karşı çıkarak " Bu din bahsi..." sözleriyle başlamış, ateşli sıcak şehir harbinin başladığı 21 Ocak 1920 tarihine kadar 82 gün sürmüştü.

Başlatılan sıcak şehir savaşı sırasında Hırlakyan ve Fransızlar, Maraş'ta Türk gücü karşısında dayanamayacaklarını anlamakta gecikmediler. Ama silahsız soğuk savaşın başladığı gün, davul zurna ve halaylarla düşmana gözdağı vermiş olan Şişman Zade Hacı Ahmet Ağa'nın damını da Fransız topçusuna hedef göstermeği de ihmal etmediler. Fransız topçusu iyi hesapladı ve iyi nişan aldı, Şişman Hacı Ahmet Ağanın damına isabet kaydetti, Bu arada çoluk çocuğuyla ocak başında oturan bitişik komşu Zaim Ali'nin toprak damı da bu atıştan kurtulamadı. Bir top mermisi de o dama düştü, damı deldi, altındaki tahta çardağı da yıkarak ahıra saplandı.Düşman işgal kuvvetleri, Maraş Türklerinin başlattığı ateşli sıcak şehir harbine 22 günden fazla dayanamadı ve 22. günün gecesinde gizlice şehir dışına çıkarak, işgali altında tuttuğu askeri kışlayı da yaktıktan sonra ıslahiye istikamet inde kaçmak zorunda kaldı.

Maraş Türkleri düşmanı kovmuş, kendini kurtarmış ve milli mücadelenin ilk zaferini kazanmıştı, Bu zafer, işgal altındaki bütün şehirlere moral kaynağı oldu.

Bu savaşta, "Bu din bahsi" sözleriyle silahsız soğuk harbi başlatan Davulcu Abdal Halil Ağa'mn aşireti Kıptilerin hangi tarafta oldukları apaçık ortada idi. Yahudi topluluğunun da Maraş'ın Ermeni ve Fransız tarafını t uttuğu görülmedi.

Milli mücadele sona ermiş büyük zafer kazanılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisince Maraş'ta kimlere istiklal madalyası verilmesi gerektiği soruldu... Maraş kahramanların harman olduğu bir Türk şehri idi. Tek kalp, tek gönül halinde birlik beraberlik vardı, çatlak tek ses duyulmamış, milli görüşe aykırı tek davranış olmamıştı. Kadın, erkek, yediden yetmişe her Türk atılmış, milli mücadelenin ilk zaferinde her Maraşlının payı vardı. Türkiye Büyük Millet Meclisi tüm Maraşlıları KIRMlZl ŞERİTLİ İSTİKLAL MADALYA' sına müstahak ve layık gördü ve Kahraman Maraş şehri dünyada madalyalı tek şehir oldu.

MARAŞ BİZE MEZAR OLMADAN
DÜŞMANA GÜLZAR EDEMEZ…

 

Paylaşın