Buradasınız

Bir Arslan Bey Menkıbesi

BİR ARSLAN BEY MENKIBESİ

Eşi Nazmiye Hanım anlatıyor...

Aslan Bey, nasıl biriydi, size davranışı nasıldı?

Çok, çok iyi idi. Ağzından küfrümsü, kırıcı bir söz çıktığına şahit olmadım, Sadece hana değil herkese çok iyi idi. Şu zenginmiş, şu fakirmiş, şu Türk'müş, şu Kürt'müş hiç ama hiç ayırt etmezdi. Hatta kendi çocuğu gibi sevdiği bir Kürt emir eri vardı.

Nazmiye Hamının sesi titredi. Gözü yaşardı. Bir süre onu kendi haline bıraktım. Biraz sakinleştikten sonra:

"-Bir şey mi hatırladınız Nazmiye Hanım? Sizi üzecek bir şeyse boş ver kalsın, anlatmasanız da olur" dedim.

- Yok yavrum, bunu size özellikle anlatmalıyım, Madem ki Arslan Bey'i tanımaya gelmişsiniz, tanıyın o halde...

Doğrusu ben etkilenmiştim. Belki de o ilk defa anlatacağı bir şeydi bu. Daha dikkatli, bir kelimesini bile kaçırmadan dinleyecektim. Belleğimi, kulağımı, hatla gözlerimi tembihledim ve hazırladım.

-Harbin en çetin günleriydi. Sivas'ta Mustafa Kemal ile bağlantı kurmak amacıyla Ahır Dağında bir mağaraya gizlice bir telgraf makinesi yerleştirmişler. Arslan Bey de bir kaç gündür orada, dağın başında... Ortalık kış kıyamet. O zaman i n s a n ı n her istediğini bulması mümkün değil. Ben de o üşümesin diye oturdum, pantolon'un altından giymesi için yünden, uzun paçalı iç donu örüyordum. Arslan bey, bir gece sabaha karşı o emir eri çocukla çıkıp geldi. Hemen gün ağarmadan geri döneceğini söyledi. Bir gözü açık, bir gözü kapalı şöyle birazcık uzandı. Ben hemen alelacele yün işimi bitirdim, lastiğini geçirdim, giymesi için sevinçle ve sabırsızlıkla Arslan Bey'e uzattım.

Arslan Bey, emir erini çağırdı

-Abdullah, içeri gir! Abdullah, utana sıkıla içeri girdi.

-Al şunu, pantolonunun altına giy! dedi.

Aaaa! Şaşırdım kaldım vallahi... Gecemi gündüzüme katıp o üşümesin, o dağın başında diye yaptığım şeyi, hiç önemsemeden, yüzüme bile bakmadan emir erine vermesine çok içerledim, çok kırıldım, Çekine çekine:

-Ama Bey diyecek oldum... Ben onu... Sana...

Konuşmama bile fırsat vermedi:

-Nazmiye Hanım... Ellerine sağlık... Bak, milletin bekası bu çocuklara bağlı. Ben mağaranın içinde iken o mağaranın dışında nöbet bekliyor. Ben içeride çalışıyorum, o dışarıda donmamaya çalışıyor. O çocuk giyerse, emin ol, ben de üşümem... Haydi için rahat olsun..."dedi.

Senin şehit kanıyla yoğrulmuş dağın, taşın
Tarihle yaşayacak, büyük iman savaşın,
Eğilmedi küffara, eğilmeyecek başın
Selam, ALLAH yolunda can veren arkadaşım,
Selam size gaziler, selam sana MARAŞ’ım

Cihan düşmanın olsa, yine gelmezdin dize,
İslam nuru taşıyan köle olmaz dinsize,
Din, namus, vatan için sefer olursa bize,
Yine destan olacak tarihlerde savaşım,
Selam size gaziler, selam sana MARAŞ’ım

Sen imana güvendin, İslam’dı senin yolun,
ALLAH’ına dayandın, bükülmezdi kolun,
Çıkarsa yeni savaş, tarihler şahit olun.
Feda olsun yolunda, benim de canım, başım,
Selam size gaziler, selam sana MARAŞ’ım.

Kur’an’dı senin yolun, son Rasuldü rehberin ,
Kardeşlikti şiarın, Tevhiddi gayen senin,
İmandan kal’an vardı, meleklerden askerin,
Böyle gaza olursa, ben de size yoldaşım,
Selam size gaziler, selam sana Maraş’ım.

AHMED TEVFİK PAKSU

 

Paylaşın